
Endülüs Akşamları
Sevilla ve Granada geleneksel flamenko makamlarından ilhamla bestelenen, ev stüdyosunda tek mikrofonla canlı kaydedilmiş 5 solo akustik parça.
Okan Okyay'ın geleneksel Endülüs flamenko köklerinden beslenen özgün besteleri, solo albümleri ve doğal akustik tınılarla kaydedilen diskografisi.


Sevilla ve Granada geleneksel flamenko makamlarından ilhamla bestelenen, ev stüdyosunda tek mikrofonla canlı kaydedilmiş 5 solo akustik parça.

Akdeniz ezgileri ile serbest Granaina makamının buluştuğu, arpej ve apoyando tekniklerinin sakin bir tempoda aktığı kişisel beste kaydı.

Okan Okyay'ın ilk dönem bestelerini bir araya getiren bağımsız stüdyo albümü. Anadolu ezgileriyle compás disiplininin harmanı.

12 zamanlı dinamik compás yapısında, sağ el başparmak (alzapúa) ve rasgueado tekniğinin doğal rezonansıyla kaydedilmiş tekli parça.

Flamenko müziğinin en ağırbaşlı formu sayılan Soleá ritminde, derin sessizlikler ve tel dokunuşlarıyla örülü samimi bir oda kaydı.

Ölçüsüz, serbest ritimli Granaina formunda çalınan ve tellerin doğal tınlamasına alan bırakan solo akustik icra.

Triana sokaklarının gece tınılarından esinlenen, compás ve falseta derinliğini oda mikrofonuyla kaydeden akustik EP.

Doğal ahşap oda akustiğinde tek seferde kaydedilmiş canlı gitar seansı. Saf tel sesleri ve doğal mekan yankısı.
“Büyük stüdyo efektlerinden çok, gece geç saatlerde gitarın göğüs tahtasından çıkan o ilk ham rezonansı seviyorum. Kusurlarıyla yaşayan akustik bir kayıt, dinleyiciyle kurulan en dürüst köprüdür.”
— Okan OkyayBu parça, planlanmış bir kayıt seansının değil; sabaha karşı tek bir mikrofon karşısında alınan ilk denemenin eseri. İspanyol servi ağacından yapılan gitarın tizlerdeki o kuru ve vurucu karakteri, esere melankolik bir Akdeniz sabahı havası veriyor.
Ölçüsüz, serbest ritimli akış dinleyiciye acele etmeden nefes alma alanı tanırken, sol elin klavyedeki hafif tel sürtünmeleri bilerek kayıtta bırakıldı.
Sevilla sokaklarındaki compás disiplini ile memleketin lirik tınılarını aynı gövdede buluşturan bir deneme. Flamenkonun 12 zamanlı döngüsü içinde sağ el başparmak tekniği (alzapúa) yüksek hızlara ulaşsa da, melodinin sadeliği daima ön planda tutuldu.
Konserlerde ve stüdyoda en çok çalınan, Okan Okyay'ın gitara ve geleneğe duyduğu saygının akustik bir özeti niteliğindedir.